Türkiye İçin Uygun Gübre Türlerinin Seçimi

Ülkemiz iklim ve toprak özellikleri bakımından diğer ülkelerden farklılık
gösterdiği için kullanılacak gübrelerin cins, çeşit ve miktarları diğer ülkelerde
uygulanan örnekleri aynen alarak değil, kendi şartlarımıza uygunluk derecelerine
göre belirlenmelidir.
1. Azotlu Gübreler
Azotlu gübre kullanımında aşağıdaki konuların göz önünde bulundurulması
gerekmektedir.
Doğu Karadeniz yöresinde çay üreticilerinin gereğinden fazla ve tek yönlü
olarak amonyum sülfat gübresini kullanmaları sonucunda çay yetiştirilen
topraklarımızın %85’ inden fazlası aşırı düzeyde asitlik kazanmış ve toprak pH’ sı 4.0’
ün altına düşmüştür (Kacar ve Katkat, 2007). Amonyum sülfat gübresinin asit
karakter göstermesi nedeniyle amonyum nitrat gübresine yönelinmelidir.
Çeltik yetiştiriciliğinde amonyum sülfat kullanılmalı, bulunmazsa ikinci tercih
üre olmalıdır. Amonyum nitrat kullanılmamalıdır.
Üre tercihen yağışlı bölgelerde kullanılmalıdır. Geçit ve kurak bölgelerde de
kullanılabilir. Sonbaharda kullanıldığı gibi ilkbaharda veya yaz aylarındaki azot
ilaveleri için de verilebilir. Kurak bölgelerde yağışlardan önce toprağa gömülmek veya
karıştırılmak suretiyle uygulanması durumunda gübreden azot kaybı azaltılmakta ve
başarılı bir şekilde kullanılabilmektedir.
2. Fosforlu Gübreler
Ülkemiz toprakları genellikle kireçli olduğundan uygulanan gübrenin içerdiği
fosforun toprakta fikse olması sonucu bitkinin kullanımı kısıtlanmaktadır. Fosforlu
gübrelerde suda erirlik esas alınmalı ve suda erir fosfor miktarı yüksek olan gübreler
tercih edilmelidir
3. Potasyumlu Gübreler
Bugün yurdumuzda kullanılan potasyumlu gübre genellikle potasyum sülfattır.
İçerdiği klor bazı bitkiler için sakıncalı olduğundan potasyum klorür tercih
edilmemektedir.
4. Kompoze Gübreler
Ülkemiz topraklarının genellikle azot ve fosfor bakımından fakir, potasyum
bakımından ise önemli bir sorunu olmayan topraklar olması nedeniyle kullanılacak
kompoze gübrelerin genellikle bileşimlerinde azot ve fosfor bulunan, ancak
gerektiğinde potasyum da içeren gübreler olması yeğlenmelidir. Her üçünü de
kapsayan kompoze gübreler ise potasyum eksikliği analizlerle tespit edilen alanlarda
kullanılmalıdır. Genellikle azot, fosfor ve potasyum oranları sırasıyla 1-1-0, 2-1-0, 1-2-
17
0, 1-3-0, 1-1-1, 2-2-1 ve 4-1-1 olan gübreler yurdumuz toprak, iklim ve bitki çeşitleri
için daha uygundur.
Kompoze gübrelerde aranılacak diğer önemli bir husus bu gübrelerin
bileşimlerindeki fosforun suda erirlik derecelerinin yüksek olmasıdır. Suda eriyebilir
fosfor miktarı yüksek olan kompoze gübre diğerlerine tercih edilmelidir. Kompoze
gübrelerde potasyum klorür yerine potasyum sülfat kullanılmalıdır. Diamonyum fosfat
da artık kompoze gübre olarak değerlendirilmektedir. Bitkinin fosfor ihtiyacı bu
gübreden temin ediliyorsa, gerektiğinde eksik kalan azot herhangi bir azotlu
gübreden verilmelidir. Yapılan araştırmalar DAP’ın yurdun her tarafında başarıyla
kullanılabileceğini göstermiştir. DAP bütün bitkiler için kullanılabildiği gibi
bileşimindeki P2O5/N oranının yaklaşık olarak 3 olması nedeniyle Orta Anadolu kuru
şartlarındaki tahıl tarımı için de uygun bir gübredir.
5. Sıvı Gübreler
Dünya’da kullanılan gübre materyalleri arasında katı gübreler ön sırayı
almaktadır. Ancak tarımı ileri ülkelerde, özellikle ABD’ de, kullanılan tüm gübrelerin
yaklaşık %40’ını sıvı gübreler oluşturmaktadır. Sıvı gübreler, bitkilerin ihtiyaç
duyduğu besin maddelerini sıvı formlarda içeren ve değişik aletlerle toprağa
püskürtüldükten sonra karıştırılan ya da özel bıçaklı aletlerle doğrudan toprağın içine
istenilen derinliğe uygulanan sıvı materyaldir. Sıvı gübre deyiminden doğrudan
toprağa uygulanan ve bugün yaygın olarak kullanılan katı gübrelerin yerine
kullanılabilen gübre materyali anlaşılmalı, ülkemizde halen kullanılan ve bitki
yapraklarına püskürtülerek uygulanan yaprak gübrelerinden ayrı değerlendirilmelidir.
Değişik formlardaki katı kimyasal gübrelerin yanında, son yıllarda makro bitki besin
maddelerini (NPK) birlikte veya tek içeren sıvı toprak gübrelerinin kullanımına da
başlandığı gözlenmektedir. Gerek ABD’ de gerekse birçok Avrupa ülkesinde;
imalatındaki maliyet düşüklüğü nedeniyle sıvı gübrelerin kullanımının gittikçe arttığı
belirtilmektedir. Yakın gelecekte AB’ ye girme çabalarımız yanında, tarım ürünleri
üretim maliyetleri içinde girdi masraflarını azaltmak açısından sıvı gübre kullanımına
ülkemizde de başlanması gereklidir. Bugün ülkemizde sıvı gübre kullanımı çok yeni
bir kavram olup, bu konuda yeterli bilgi, araştırma ve deneyim henüz oluşmamıştır.
Bu konuda bazı kamu ve özel kuruluşlarca yapılan araştırmaların ilk sonuçları, sıvı
gübrelerin ülkemizde de uygulanabileceğini göstermiştir. Son yıllarda, sıvı toprak
gübrelerinin kullanımına başlanmasına paralel olarak değişik bölgelerimizde değişik
bitkiler için verilmesi gerekli miktarlar ile kullanma zamanı ve yöntemleri konusundaki
araştırmalar da devam etmektedir.
6. Mikro Element Gübreleri
Mikro elementler, bitkiler için gerekli olan fakat diğer bitki besin maddelerine
göre çok az miktarda kullanılan maddelerdir. Ülkemizde özellikle narenciye ve bazı
meyvelerde (elma, armut, ayva, erik vb) eksikliği görülen en önemli mikro elementler
demir ve çinkodur. Mikro elementlere çok az miktarlarda ihtiyaç olmasına rağmen
mikro element eksikliği oldukça yaygındır. Ülkemizde genellikle Orta Anadolu’da
demir, Güney Anadolu’da özellikle narenciye bölgelerinde çinko ve mangan, Ege
bölgesinde çinko, demir ve mangan eksikliklerine rastlanmaktadır. Mikro element
eksiklikleri bu elementleri içeren gübrelerin toprağa uygulanması veya yapraklara
püskürtülmesi suretiyle giderilebilmektedir. Mikroelement noksanlığı kireç fazlalığı ve
pH yüksekliği gibi olumsuz toprak özelliklerinden kaynaklanıyorsa toprağa uygulama
yerine yaprağa uygulama tercih edilmeli veya toprağa uygulanacaksa bozunmaya
karşı direnci yüksek olan bileşikler kullanılmalıdır. Yaprağa uygulamalarda ise
inorganik bileşiklerin sülfat tuzları tercih edilmelidir. İnorganik veya organik formlarda
üretilen mikro element içeren bileşiklerin kapsadıkları maddeler de bitki besin
maddesi olduğundan diğer gübrelerde olduğu gibi teşviklerden yararlandırılmalıdır.
VII. Plan döneminde ülkemizde çinko katkılı kompoze gübreler üretilmeye başlanmış
ve tüketimi yılda 200 bin ton’a ulaşmıştır. Aynı şekilde demir katkılı kompoze
gübrelerin üretimine de başlanmalıdır (DPT, 2000).
7. Mikrobiyolojik Gübreler
Baklagiller, gelişmeleri için gerekli olan azotu, topraktan, gübreden veya
biyolojik azot fiksasyonu ile havadan alırlar. Biyolojik azot fiksasyonunu, topraktaki
bazı mikroorganizmalar gerçekleştirmektedir. Bu mikroorganizmalar (Rhizobium
türüne ait bakteriler) baklagil bitkisi ile ortak yaşayarak (simbiyotik yaşam) havadaki
serbest azotu fikse eder ve bitkiye verir. Baklagil bitkisinin yetiştiği toprakta yeterli
sayıda ve etkin bakteri yoksa toprağın veya tohumun bu bakterilerle aşılanması
gerekir. Aşı amacıyla kullanılan ve canlı bakteri içeren gübreler mikrobiyolojik
gübreler olarak bilinmektedir. Mikrobiyolojik gübre üretimi (yılda yaklaşık 20 ton
kadar) sadece Toprak, Gübre ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü tarafından
yapılmaktadır. Soya başta olmak üzere fasulye, mercimek, nohut, yonca, korunga,
bakla, bezelye gibi baklagillere özgü mikrobiyolojik gübre üretilmektedir. Benzer
şekilde fosfat çözücü bakteri ve mantarlarla ilgili de çalışmalar yapılmaktadır.
Mikoriza ile aşılama yolu ile bitkilerin fosfor beslenmelerinin artırılabileceği yönünde
bulgular mevcuttur. Mikrobiyolojik gübreler için de teşvik yolları araştırılmalıdır.
8. Yaprak Gübreleri
Yapraktan gübrelemenin uygulanmasında yaprak gübrelerinin özellikleri
dikkate alınmalıdır. Yaprak gübresinin bileşimine girecek kimyasalların suda
çözünmeleri sonucu hazırlanan yaprak gübreleri yerine alınmalarını ve metabolize
edilmelerini kolaylaştıran yardımcı maddeleri de içerenler tercih edilmelidir.
Türkiye’de halen pazarlanan yaprak gübreleri fiziksel olarak katı kristal, berrak sıvı ve
süspansiyon olmak üzere üç değişik formdadır.

Kaynak : zmo.org.tr

 

bisbey
bisbey